HER SERDE BİR HAYIR,HER HAYIR DA BİR SER VARDIR....

 

 

 

Bu gün ne zamandır aklımda olan ve yazmaya karar verdigim bir konu hakkında paylasımda bulunmak istiyorum.Hani hep derler ya 'Her serde bir hayır her hayırda bir ser vardır'diye....Önceleri basıma gelen talıhsizliklerde asırı derecede üzülür,neden olmadı diye kendi kendimi yerdim.Olmayan olumsuz durumları zorla oldurmaya calısır,ama sonunda keske olmasaymıs diye de mızmızlanırdım.Çocuklugumdan beri asırı inatcı olusumun vermis oldugu hırs duygumu hiç yenemedim malesef.Her sey olacak,olumsuzluk diye bir sey olmamalı benim hayatımda diye düsünürdüm.Ben bu ise baskoymussam,azim gösterip,ugrasmıssam,karsılıgı da olmalı derdim.Aslında bu konu o kadar ince bir mizan ki....Simdi durup düsünüyorum da olmasını istedigim bir konu olmuyorsa çok ta fazla üzerine gitmemek gerekiyor sanırım.Var bu iste bir hayır diyerek biraz da oluruna bırakmak lazım.Alın yazısına sonuna kadar inananlardanım.Her insanın bir alınyazısı vardır.Ancak kadere gelince ben ce insan kendi kaderinin biraz da kendisi çizer.Ama fazla zorlamamalı kaderini dedigim gibi.Bilmeliyiz ki bir seyi ne kadar zorlarsak o kadar çok hüsrana ugrarız.Yani her serde bir hayır,her hayır da da bir ser vardır diye düsünerek çıkmalıyız yola.Ancak söyle bir durum da var tabii ki...Bir katil bir insanın canına kıyar,bir hırsız hakkı olmadan baskasının malına göz dikerse ve sonra kalkıp ben bunu yaptım ama her serde bir hayır vardır derse iste o zaman bu inanç zayıflıgına girer.Yani bu cümleyi öyle herkes kafasına göre düsünüp uygulayamaz.Bunun da bir sınırı var kesinlikle.Dedigim gibi ben de artık zorlamıyorum bazı seyleri.Ne kadar inatçı da olsam artık diyebiliyorum 'hersey de bir hayır vardır.' diye....

Çok sevdigim bir insan bundan bir kaç ay önce bana bu konu ile ilgili çok hos bir hikaye anlatmıstı.Önce bu güzel hikaye için ona buradan tesekkürlerimi iletmek ve bu güzel hikayeyi sitemi ziyaret eden herkesle paylasmak istiyorum.

 

Sevgiyle,hosgörüyle kalın,herseyde bir hayır vardır diyenlerden olmanızı tavsiye ediyor ve islerinizin hayırrlarla dolu olmasını temenni ediyorum......

 

 

 

Zamanın hükümdarının yanındaki has adamlarından biri, karşılaştıkları her olaydan sonra, “Her şeyde bir hayır vardır.” der dururmuş. Eh, kötü bir temenni değil nasıl olsa, sultan da pek ses etmezmiş, “öyledir” der geçermiş. Her isini de ona danısır,kararlarını öyle alırmıs.Bu arada bu hükümdarın bir de çok kıskanç bir veziri varmis ve hükümdarın has adamını kıskanır,ne yapsam etsem de bu adamı hükümdara karsı kötülesem diye kara kara düsünürmüs.Gel zaman git zaman nihayet vezir bir yolunu bulmus ve hükümdarın çok güvendigi dostunu hükümdara karsı kıskırtarak güvensizlik olusturmus ve zindana attırtmıs. Birgün hükümdar veziri ile ava çıkacakmıs.Ama hangi atıma binsem diye bir türlü karar veremeyince zindana gidip eski dostuna danısmıs.O da siyah ata binmesini tavsiye etmis.Sultan da adamı affetmis ve zindandan çıkarttırmıs.Ertesi gün ava çıkmak için hazırlanan padisah atın yanına yaklasmıs ama tam o sırada at huysuzlasıp hükümdarın parmagını ısırarak koparmıs.Parmagı bir anda kopan  sultan acıyla kıvranırken, adamcağız her zamanki hâliyle; “Üzülmeyin sultanım, her şeyde bir hayır vardır.” deyivermiş. Sultan dayanamayıp; “Efendi, efendi, parmagım koptu, görmüyor musun, bunun hayır neresindedir?” demiş ve adamı tekrar zindana attırmıs. 
Birkaç gün içinde kendini toparlayan sultan tekrar ava gitmek için vezirini de yanına alarak yola koyulmus. Yol üzerinde eşkıyalar kendisini yakalamışlar ve, “Efendi, bugün eşkıyabaşının bir dileği kabul oldu. Bize de; ‘Dileğimin kabulü karşılığı olarak, bugün ilk yakaladığınız canlıyı kurban niyetiyle kesin!’ dedi. Seni bu niyetle boğazlayacağız. Ne yapalım, biz de emir kuluyuz hakkını helâl et!” demişler.
Sultanı şaşkın ve bitkin yatırıp boğazına bıçağı dayayan eşkıya, parmagının kopuk olduğunu görünce, eşkıyabaşına seslenmiş: “Reis,adamları yakaladık ama,  birinin bas parmagı yok, bildiğimiz kadarıyla bundan kurban olmaz!” Reis de; “Salın o zaman gitsin, sağlam olanı kesin!” demiş. Eskiyalar da sultanı bırakıp kötü veziri orada kesmisler.
Sultan kurtulup sarayına varınca; “Her şeyde bir hayır vardır!” diyen adamının yanına zindana inmis. Kendisinden helâllik dilemiş ve onu zindana attırdıgı için  özür dilemiş. Fakat bunların basıma gelecegini nereden biliyordun diye sormus.Adamcağız da; “Sultanım,ava çıkacagınız yolda kötü eskiyaların oldugunu ve insan kestiklerini biliyordum.Sizi yakalarlar sa kesmemeleri için tek neden herhangi bir uzuvunuzun olmaması olacaktı.Siyah atın çiftlesme döneminin geldigini ve bu dönemde huysuz olup ısırdıgını da bildigim için sizi o ata yönlendirdim efendim demis.'Sultan hayretler içerisinde kalarak ,'peki hepsini anladım da ,seni zindana attırmamdaki hayırı da bana söylermisin?'demis.Adam da; beni zindana attırmanız da da bir hayır varmış. Yoksa eşkıya beni  de keserdi aksi hâlde.” demiş...

 

 

İste bir kac güzel hikaye daha.....

 

 

 

 

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

İki melek yeryüzünü dolaşmaya çıkmışlar. Tabii insan kılığında. Akşam olmuş. Kentin en zengin semtinde lüks bir villanın kapısını Tanrı misafiri olarak çalmışlar. Ev sahipleri somurtarak buyur etmişler onları. Yemek falan teklif etmemişler. Sıcacık misafir odaları yerine, buz gibi ve nemli bodruma iki şilte atıp;

“Geceyi burada geçirebilirsiniz”

demişler. Şilteleri betona sererken, yaşlı melek duvarda bir çatlak görmüş. Elini uzatmış. Şöyle bir sürmüş yarığa. Duvar eskisinden sağlam olmuş. Genç melek:

“Niye yaptın bunu?” diye sormuş merakla.

“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir” demiş yaşlı melek yavaşça.

Ertesi akşam melekler bir köy evinde çok fakir, ama çok iyiliksever bir aileye misafir olmuşlar. Her şeyleri bir tanecik inekleri imiş. Onun sütünü satıp geçiniyorlarmış. Ev sahipleri mütevazı sofralarına almış onları. Allah ne verdiyse beraber yemişler. Yatma zamanı gelince kadın:

“Siz uzun yoldan geliyorsunuz, yorgun olmalısınız”demiş. “Bizim yatakta siz yatın, bir rahat uyuyun. Biz şu divanda idare ederiz.”

Güneş doğarken uyanan melekler, zavallı adamla karısını iki gözleri iki çeşme ağlar bulmuşlar. Hayattaki tek servetleri inekleri bahçede ölü yatıyormuş. Genç melek öfkeden deliye dönmüş.

“Bunu nasıl yaparsın. Bu kadar iyi insanların yegane servetinin ölmesine nasıl izin verirsin. Önceki gece gittiğimiz villada her şey vardı, ama kötü ev sahipleri bize hiçbir şey vermediler. Sen onların bodrumlarını tamir ettin. Bu fakir insanlar bizimle her şeylerini paylaştılar ineklerinin ölmesine göz yumdun?..”

“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat” demiş, yaşlı melek gene.

“Nasıl yani?” diye daha da öfkeyle yinelemiş sorusunu genç melek.

“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat” demiş yaşlı melek bir daha. Ve anlatmış.

“İlk gittiğimiz zengin evinin o duvar çatlağının içinde yıllar önceden saklanmış bir hazine vardı. Ev sahipleri, zenginlikleri ile çok mağrur, ama hiç paylaşmayı sevmeyen insanlar oldukları için bu defineyi bulmayı hakketmemişlerdi. Çatlağı kapayıp, onları bu hazineden ebediyen mahrum ettim. Dün gece fakir köylünün yatağında yatarken ölüm meleği, adamın karısını almaya geldi. Kadının hayatını bağışlamasına karşılık ona ineği verdim. Her şey her zaman göründüğü gibi değildir. İşler bazen istendiği gibi gitmez göründüğünde, aslında olan budur. Eğer inançlı isen, her işte bir hayır olduğunu düşünürsün. O hayrın ne olduğunu da, bir süre sonra anlarsın....

 

 

 

 

Soğuk bir kış sabahı sahilde bulunan küçük bir koydan bir balıkçı filosu denize açıldı. Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu ve gece olduğunda balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti. Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer ellerini ovuşturup, kaybolan sevdiklerini kurtarması için Allah a yakararak rüzgâra açık kıyıda bir aşağı bir yukarı dolandılar. Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı, erkekler olmadığı için yangını söndürüp kulübeyi kurtarmak mümkün olmadı.

Ancak gün ışıdığında, herkesin sevinçle gördüğü gibi balıkçı teknelerinin tümü de sağlam olarak limana döndü. Fakat orada ümitsiz bir kişi vardı. Bu kişi yangında evi kül olan adamın eşiydi.
Kocası karaya çıkarken şöyle bağırıyordu, "Aman Allah ım, mahvolduk! Evimiz, içindeki her şeyle birlikte yangında kül oldu!" Adam ise, kadını şaşırtan şu sözleri haykırdı, "O yangına şükürler olsun! Yanan kulübemizin ışığı sayesinde bütün tekneler yolunu buldu ve salimen limana döndük."
Her şeyde bir hayır vardır.
 
 
 

 
Gökhan Çevrimdışı  

Yorum Yaz